İngiltere, Trans-Pasifik Ortaklığı Antlaşması’nı (CPTPP) imzalayarak Brexit sonrası en büyük serbest ticaret anlaşmasına adım attı. CPTPP’nin 11 üyesi arasında Avustralya, Brunei, Kanada, Şili, Japonya, Malezya, Meksika, Yeni Zelanda, Peru, Singapur ve Vietnam bulunuyor. Bu anlaşmanın İngiliz ekonomisine uzun vadede 1,8 milyar sterlin katkı sağlaması bekleniyor.

Türkiye gibi CPTPP üyesi olmayan bir ülke için bu anlaşmanın etkileri oldukça önemli olabilir. Eğer Türkiye, CPTPP üyesi ülkelerle ticaret anlaşmaları yaparsa, bu artan ticaretten potansiyel olarak faydalanabilir.

Türkiye’nin coğrafi konumu, üç kıtanın (Avrupa, Asya ve Afrika) birleşim noktasında bulunmasıyla önemli bir avantaj sağlıyor. Bu durum, ülkeyi üç kıta arasında doğal bir köprü konumuna getiriyor. Dolayısıyla, CPTPP’ye bağlı olarak yapılacak ikili serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye’nin ticari ekonomisine büyük katkı sağlayabileceği düşünülüyor.

Örneğin, Japonya ile Türkiye arasında bir serbest ticaret anlaşması, tekstil, otomotiv parçaları ve makine sektörlerinde önemli bir ithalat ve ihracat potansiyeli yaratabilir. Japonya, dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi olmasıyla dikkat çekerken, Türkiye için önemli bir ticaret ortağı konumundadır.

Ayrıca, Türkiye’nin diğer CPTPP üyesi ülkelerle ticari anlaşmalar yapması da önemlidir. Kanada, tarım ürünleri ve doğal kaynaklar açısından Türkiye için önemli bir pazar olabilirken, Avustralya enerji kaynakları konusunda potansiyel bir iş birliği alanı sunabilir. Vietnam ise tekstil ve ayakkabı gibi sektörlerde önemli bir ticaret potansiyeline sahip.

Türkiye, CPTPP’nin doğrudan bir üyesi olmasa da üye ülkelerle yapacağı serbest ticaret anlaşmalarıyla ticaret potansiyelini artırabilir. Bu durum, Türk ticari ekonomisine canlılık getirme ve ticari ilişkileri çeşitlendirme konusunda önemli bir adım olabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir